Vakıf Nedir

                                                              VAKIF NEDİR

VAKIF: Arapça bir kelime olan vakıf; kişinin taşınır veya taşınmaz mallarını hiç bir dış tesir altında kalmaksızın, sırf kendi rıza ve isteği ile şahsi mülkiyetinden çıkarıp hayır ve hasenat gayesiyle yine kendisi tarafından belirtilen şart ve hizmetlerin yerine getirilmesi için ebedi olarak tahsis etmesidir.Vakıf kuran kişiye vakfeden;vakfın hangi şartlara göre yürütüleceğini belirten yazılı belgelere de vakfiye denilmektedir.

Vakfın Tarihçesi:
İnsanın yaratılışında var olan yardımlaşma duygu ve düşüncesi; insanlığın tarihi ile yaşıttır. Her toplum yardımlaşma hususunda kendi yaşadığı zamanın sosyal yapısına göre bazı sosyal faaliyetlerde bulunmuştur. Fakat yardımlaşmanın teşkilatlandırılmış en düzel şeklini ise vakıf olarak ortaya çıktığını görmekteyiz. Vakfın tarihi hakkında tam ve kesin bir tarih göstermeye imkan yoktur. Ancak İslami anlamda ilk vakıf Hz. İbrahim (a.s) tarafından kurulduğu gösterilebilir. Bu vakfında Kabe olduğu söylenebilir.Daha sonra yine İslamiyet önce eski kavimler zamanında İskenderiye kütüphanesi, Kudüs havuzları, Zemzem kuyusu, yollar, köprüler ve mabetler gibi vakıfların var olduğundan söz edilmektedir.
Bugünkü anlamda vakfın dini hükümleriyle ilk ortaya çıkması ise Hz. Muhammed(a.s.) zamanında olduğunu görmekteyiz. Direk vakıf ismi olmasa bile Kuran-ı Kerim vakfın mana ve hükümlerine şu ayetlerle işaret etmektedir.
"Hayır işleyin-ki kurtulabilesiniz." (El-Hac Suresi 77 )
"Sevdiğiniz şeylerden sadaka vermedikçe, siz cennete ermezsiniz.Allah yolunda her ne harcarsanız muhakkak Allah onu bilendir." (Ali İmran Suresi 92)
" İyilik ve fenalıktan sakınma hususunda birbirinizle yardımlaşın."(Maide 2)
Muteber hadis kitaplarında ise vakıf hakkında şu hükümlerin yer aldığını görmekteyiz.
Ebu Hüreyre'den; Resulullah'ın şöyle buyurduğu nakledilmektedir."İnsan ölünce kendisinden bütün amelleri kesilir.Ancak şu üç şeyde amel kesilmeyip devam eder, devam eden sadakadan, faydalanılan ilimden, kendisine dua eden bir evlattan.'' (Müslim)
Yine bir gün Hz. Ömer öz malı olan bir hurma bahçesini vakfetmek istediğini açıklayarak Resulullah'a şöyle dedi.''Ya Resulullah;Ben nazarımda en güzel ve kıymetli bir hurmalığa sahip bulunuyorum. Halis kazancımdan bu malımı vakfetmek etmek istiyorum" deyince 
Resulullah : ''Bu hurmalığın aslını vakfet artık o hibe edilmez, varis olunmaz, yalnız onun mahsulü layık olana infak edilir, yedirilir." buyurdu.Nitekim Hz.' Ömer de malını böylece vakfetti.
Artık sahabe'i tabiin ve bu nesli takip eden diğer Müslümanlar mallarını bu uğurda tahsis edince, vakıf İslam da bir müessese haline gelmiştir.Selçuklular ve Osmanlılar döneminde İslam Coğrafyası içinde vakıflar hem yaygın hale gelmiş hem de İslam hukuku çerçevesi dahilinde güvence altına alınmıştır.
İşte günümüzde'de kendi amaçları doğrultusunda faaliyet gösteren her vakıf bu prensipler dahilinde varlığını sürdürmektedir.

VAKIFLAR


Toplumları meydana getiren fertler arasında sosyal yardım ve dayanışmasının en eski hukuki şekillerinden biri olan Vakıf Müessesesi, milletlerin sahip bulunduğu manevi güç ve değerlerin tanımlanmasına yardımcı başlıca müesseselerden biridir.
Vakıflar dini inanç ve düşüncelerin güçlü olduğu müesseseler olarak, siyasi çalkantıların idari istikrarsızlıkların dışında kalmışlar ve bu sayede toplum hayatımızda, istikrar ve devamlılık sembolü olmuşlardır.Vakfedilen gayrı menkuller, herhangi bir nedenle müsadere edilemeyeceği, kullanım alanı değiştirilemeyeceği için bu müesseseler siyasi ve idari müdahalelerin dışında kalmışlardır.Toplum içerisinde gelir dağılımı eşitsizliğinden doğacak sosyal patlamaların önlenmesi ve tahakkuk ettirildiği cemiyetlerde sınıf farkının oluşmaması yönleriyle kitlelerin guruplaşarak toplum hayatını sarsan olumsuz davranışlarını önlemiş, sosyal adalet ve hizmet dağılımında büyük görevler ifa etmiştir.
Bu hizmetleri, kişisel servetleri sosyalleştirip kamu hizmetine sunarak, sırf ahlaki ve insani bir vazife anlayışıyla yapmıştır. Geliştirilen bu vakıf sisteminin bir sonucu olarak bizim toplumumuzda sınıf farkı oluşmamıştır.
İslam- Türk Kültürü vakıf kurulmasını;" İnsanların en ziyade muhtaç olduğu şeyi vakfetmek, vakıfların en hayırlısıdır." inancıyla asırlar boyunca teşvik etmiştir.
Vakıf şeklinde medreseler ve kütüphaneler gibi bilim ve tahsil müesseseleri, hastaneler, hanlar, kervansaraylar, sağlık ve içtimai yardım müesseseleri; su tesisatı ve zarif çeşmeler, sebiller köprüler ve yollar gibi bayındırlık eserleri vücuda getirmişler, bunların güzelliklerine de ehemmiyet vererek güzel sanatlara hizmet etmişlerdir. Bazı hükümdarlar bugün devlet vazifelerinden olan su tesisatı, köprü ve saire gibi bayındırlık eserlerini Devlet reisi sıfatıyla değil,hayırsever bir fert olarak ve vakıf süratiyle vücuda getirmişlerdir.
Bunlara ilaveten; aşevi, deniz feneri, çamaşırlık, mezarlık yapılması, spor meydanları ve teşkilatı meydana getirilmesi, Van gölünde gemi işletilmesi gibi kamu hizmetlerini gören vakıflar ile öksüz kızlara çeyiz verilmesi, borçlu olarak hapis olanların borçlarının ödenmesi, müflis olarak hapsedilenlerin tahliyesi, köy ahalisinin ihtiyarlarına elbise verilmesi, mahalleler ve köyler mükellefiyetine yardım edilmesi kale ve istihkamlara veya donanmaya yardımda bulunulması, askerin teçhizi ve meyve yedirilmesi, yetimler ve dul kadınlar ve muhtaçlara yardım edilmesi, çocukların baharda açık havada gezdirilmesi, okul öğrencilerine gıda, elbise öğretim malzemesi ve gezinti gideri tahsisi yoksul çocuklar ile dullara ve yoksul yaşlılara elbise ve zahire verilmesi yoksul ve kimsesizlerin cenazelerinin kaldırılması bayramlarda çocukların ve yoksulların sevindirilmesi hayvanlara gıda ve su verilmesi gibi ayrıca sosyal yardımlaşma vakıfları da mevcuttur.

HİZMETİNE GÖRE VAKIFLARI ŞÖYLE SIRALIYABİLİRİZ

a) Dini saha ile ilgili vakıflar: Cami, tekke, mescit, namazgah, 
b) Eğitimle ilgili vakıflar: Mektep, Medrese, kütüphane, Daru'l-hadis, 
c) Sivil ve askeri konularla ilgili vakıflar: Kışla saray, tophane, bahçe, silah evleri, kale.
d) İktisadi saha ile ilgili vakıflar:Çarşı, dükkan bedesten, han, kapan, 
e) Sosyal saha ile ilgili vakıflar: Hastane, Daru'ş şifa, kervansaray, imaret, Darüleceze, çocuk emzirme evleri, 
f) Su tesisleri ile ilgili vakıflar:Çeşme, sebil, su yolları, subentleri, hamamlar, 
g) Spor tesisleri ile ilgili vakıflar: Pehlivan ve kemankeş tekkeleri, ok meydanları vs, 

VAKFIN DAYANDIĞI ANA KAYNAKLAR

Kur'an-ı kerimde doğrudan doğruya vakıf terimi kullanılmamıştır. Ancak vakfın konusunu teşkil eden hayri ve sosyal hizmetler birçok ayetlerle teşvik edilmiştir.
Bazı vakıfların vergi muafiyetinden faydalandırılması hakkındaki 903 sayılı kanunda yeni vakıfların kuruluş ve işleyişiyle ilgili hükümler yer almıştır.

İMPARATORLUK DÖNEMİNDE VAKIFLAR

h) Menkul ve gayrimenkul oluşu bakımından: menkul, At, silah, kumaş, para
i) Gayrimenkul oluşu bakımından: başka yere nakli mümkün olmayan vakıflar mal ve mülk- den arsa arazi, bina vs. İslam hukukunda süreklilik vakfedilen şeyin gayrı menkul olmasıyla mümkündür.

MAHİYETİ BAKIMINDAN VAKIFLAR

1- Ayniyle ve geliriyle hizmet eden vakıflar: Cami, mektep kütüphane, medrese, hastane, darülaceze yol, köprü, çeşme, kuyu, kabristan misafirhane vs.
2- Gelirleriyle: Fakir Fukaraya yetimlere yardımlar.

İDARESİ BAKIMINDAN VAKIFLAR

1- Mazbut Vakıflar:Ayrı, ayrı tüzel kişiliğe sahip olmakla beraber doğrudan doğruya genel müdürlük tarafından idare olunan vakıflar.
2- Mazbut olmayan Vakıflar:Mülhak ve müstesna vakıflar olmak üzere ikiye ayrılır.
a) Mülhak Vakıflar:mütevellileri tarafından müstakil olarak idare olunan ve evkaf idarelerinin (genel müdürlük) kontrolüne tabi bulunan vakıflardır.
b) Müstesna Vakıflar: Hükumetin ve evkaf idarelerinin müdahalesi olmadan doğrudan doğruya hususi mütevellileri tarafından sevk ve idare edilen vakıflardır.

KİRAYA VERİLMESİ BAKIMINDAN VAKIFLAR

Mütevellileri veya evkaf idareleri tarafından ay ve sene gibi geçici bir zaman için doğrudan kiraya verilen yada idare olunan yerlerdir.

CUMHURİYET DÖNEMİNDEKİ VAKIFLAR 

Mazbut Vakıflar:Bunlar ayrı,ayrı tüzelkişiliğe sahip olmakla beraber doğrudan doğruya evkaf idareleri tarafından idare ve temsil olunan vakıflardır.Cumhuriyet döneminde bu görev vakıflar genel müdürlüğe verilmiştir.Mazbut vakıflar, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilmekte ve bu vakıfların bir bütün halindeki tüzel kişiliğini aynı genel müdürlük temsil etmektedir.

Mülhak Vakıflar
:Vakıflar genel müdürlüğünün, kontrolünde, mütevellileri tarafından idare olunan vakıflardır.

Aile Vakıfları:
Aile vakıfları, aile bireylerini talim ve terbiyesine, yedirilip içirilmesi gibi her türlü yardımına yaramak için, gerekli giderleri sağlayabilmek amacıyla, şahıs ve miras hukukunun koyduğu hükümlere uygun bir biçimde kurulan vakıflardır.Aile vakıfları tıpkı genel anlamdaki vakıflar gibi tüzel kişiliğe sahip olan ve belli bir amaca tahsis edilen mal topluluğunu anlatır.

Diyani Vakıflar: Amacı sadece diyani olan ve böylece ibadete özgü sırf dini amaçlar güden, özel nitelikteki vakıflara diyani vakıflar denir. Bu tanıma göre bir cami, bir mescit, kilise, havra inşası ve bunların masrafları ile buralarda hizmet edecek din görevlilerinin bakılıp beslenmesi ya da din bilginleri yetiştirmek üzere medrese (okul) inşası ve öğrencilerinin geçimini sağlamak amaçlarıyla kurulan vakıflar, tümüyle diyani vakıflardır.
İstihdam Edilenlerle İşçilere Yardım Vakıfları: tarafından düzenlenen bu vakıfların gayesi, istihdam edilenlerle işçilere iktisadi menfaatler sağlamaktır.İstihdam edilenlerle işçilere yardım vakıfları genellikle işveren tarafından belli bir meblağın veya malın personelinin yardım gayesine tahsisi suretiyle kurulur.

Kamuya Yararlı Vakıflar:
Gelirlerinin en az yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlerin yapılmasına bırakmayı amaç edinmiş bulunan vakıflara kamuya yararlı vakıflar denir.
Bununla beraber hukukumuzda, vakfın gayesinin kamuya yararlı olmasını öngören bir hüküm mevcut değildir. Ancak 903 sayılı Kanunun 2, 4 ve 5 maddeleri birlikte mütalaa edildiği takdirde "Kamuya yararlı gayeler" için kurulacak vakıflarda, bir yandan vakf edene öte yandan da vakıflara ve onlara yardımda bulunanlara bazı ayrıcalıklar tanınmış olduğu görülür.
Kamu görevi niteliğindeki işlerden ne anlaşılması gerektiği ise, yine 903 sayılı kanunun 4.maddesine göre tayin olunur.
Bu hükme göre, " Bakanlar Kurulunca gelirlerinin en az %80 ini, nev'i itibariyle genel, özel ve katma bütçeli idareler bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini istihdaf etmek üzere tahsisen kurulacağı kabul edilen vakıflara tahsis edilen miktar için vergi muafiyeti tanınabilir.
Görülüyor ki, 903 sayılı Kanunun vazettiği bu yeni hükümlere göre, bir vakfın gayesi, genel, özel veya katma bütçeli idareler bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin görülmesini kapsamakta ise, vakıfın tasarruf nisabı artırılmakta ve tahsis edilen mallar nispetinde vergi muafiyeti tanınmaktadır.

VAKFIN YARARLARI

Vakıf müessesesi, yüzyıllar süresince İslam-Türk toplumlarında, varlıklı kişilerin mal varlık-larını belirli amaçlara tahsis etmeleriyle doğmuş ve gelişmiştir.Vakfedilen mallar ve gelirleri, toplumsal yararı olan bazı hizmetlerin yerine getirilmesi için kullanılmış;Vakıfta bulunan kişinin ölümünden yüz yıllar sonrasında dahi vakfın amacını oluşturan hizmetlerin aksamaksızın görülebilmesi sağlanmıştır.
İnsanların yaratılışında hayır işlerine karşı sevimli bir eğilim vardır.Fertlerin hayat safhalarında daima bu temayül hissedilir. Bu haslet inanç duygusu ile birleşince daha açık bir şekilde tezahür eder.Asırlardan beri vücuda gelen yollar, köprüler, çeşmeler, imarethaneler şifahaneler, medreseler, mektepler ve mabetler gibi hayır müesseseleri bu hasletin en canlı abideleridir.
Görmüş olduğu bu hizmetleri ile vakıf müessesesi, özel hukuk alanında sosyal adaleti sağlayan müesseselerin başında yer alır. Kısaca vakıf, özel mülkiyete konu olan bir hakkın yani taşınır ve taşınmaz mallarla, paraların arzu ve irade ile çoğu kez toplum yararına devamlı olarak tahsis edilmesinden ibarettir. Bu nedenledir ki, sosyal adaletin yüzyıllar önce ülkemizin her yerinde ecdadımız tarafından bu müesseselerde abideleştirildiğini görmenin her zaman olanaklı bulunduğunu söyleyebiliriz.
İnsanlar zeka, sıhhat, kabiliyet ve çalışıp kazanma hususlarında eşit değildirler kimi fakir, kimi zengin bazısı kuvvetli, bazısı zayıftır. Hayat ve geçim şartları aynı şekilde farklıdır. Şu muhak-kaktır ki ıstıraplarla dolu olan hayat-ı beşer pek vicdansızdır. Biri kaşanelerde yiyerek içerek, diğeri hazin bir kulübede ve sefalet içinde büyür, biri her türlü zevk vasıtalarını yaşamak için kafi görmediği halde diğer büyük bir kısmı yarın hayatını nasıl idame ve gıdasızlıktan gözlerinin feri sönen yavrularının elemlerini nasıl teskin edeceğini düşünür.


VAKFIN SAKINCALARI

Vakıfların bu ve benzeri sayılamayacak kadar çok yararlarına karşı, mülkü tedavülden çı-kardığı ve sermayeyi dondurduğu, bir tembeller sınıfı doğurduğu,haksız kazanç sonucu elde edilen malın müsadereden kurtarılması için vakıf yapıldığı ve son olarak da bilhassa 903 sayılı kanuna göre kurulan vakıflara sağlanan vergi muafiyetinin devleti vergi kaybına uğrattığı gibi yönlerden tenkit edilmektedir.

GÖRDÜKLERİ HİZMET BAKIMINDAN VAKIFLAR

j) Dini hizmetin ifası için yapılmış bulunan vakıflar: Cami, mescit tekke, namazgah vs.
k) Eğitim ve kültür müesseselerinin geliştirilmesi için yapılan vakıflar: Medrese, kütüphane, sıbyan mektepleri, Darul -hadis, Darul-kurra.,Darul- mesnevi vs. bu kısma girerler.
l) Sivil ve askeri müesseseler için kurulmuş bulunan vakıflar, ev ve saraylar, kışlalar, tophaneler, silah sarayları, bahçeler vs.
m) İktisadi saha ile ilgili yapılan vakıflar: Çarşılar, bedestenler, arastalar, hanlar, kapanlar, dükkanlar gibi.
n) Sosyal müesseseler için yapılmış bulunan vakıflar:Hasta haneler, Daru'ş-şifalar, kervan-saraylar, imaretler, Darula-cezeler, kör evleri, cüzzamlılar yurdu, çocuk emzirme yurdu vs.
o) Su ile ilgili olarak yapılmış bulunan vakıflar: Çeşme, sebil, şadırvan, su yolları, su kemerleri, bentler, hamamlar, kaplıcalar vs.
p) Spor tesisleri için yapılmış bulunan vakıflar: Pehlivan ve kemankeş (ok atma ) tekkeleri, ok meydanları, spor abideleri vs.
Bunlardan başka, Müslümanların defin edilmesi için makbereler, zayıf hayvanların otlaması için çayır ve meralar, Mekke ve Medine'nin fakir halkı ile hacılara su dağıtmak için yapılmıştır. Bulunan vakıflar, Keza fakirlere bayram elbisesi almak için yapılmış bulunan vakıflar, testi ve bardak gibi ev eşyasını kıran hizmetçileri serzenişten kurtarmak için, kırdıkları şeylerin benzerini hemen almak gayesiyle kurulan vakıflardır.Çalışamaz durumdaki yaşlı hamallara bakmak için tesis edilen vakıflar vs.

DİNİ HİZMET BAKIMDAN VAKIFLAR

Daha önce çeşitli vesilelerle belirtildiği gibi vakıfların dini yönü, her şeyden daha ağır basmaktadır. Hatta bir bakıma sadece dini sebeplerle ortaya çıktıklarını söyleyebiliriz. Kur'an-ı kerim ve Hz Peygamber 'in (s.a.) bu konudaki emirleri pek çoktur. Bunların bir kısmına daha önce temas edildiği için burada üzerinde fazla durmak istemiyoruz. Bununla beraber, şunu da belirtmek zorundayız ki, İslamiyette en büyük hayırlardan biride ihtiyaç içinde bulunanlara mali yardımda bulunmaktır. Onun için pek çok kimsenin başkasına yardımda bulunduğunu söylemeyi gerek bulmuyoruz.İmkanı olan her Müslüman başkalarına yardımda bulunmak suretiyle ALLAH nezdinde daha yüksek bir dereceye ulaşmak ister. Bu yardımların bazen sadaka, bazen de vakıf şeklinde olduğunu söyleyebiliriz.
Vakıflar, sadece sıkıntı içinde bulunan fakirlere yardım, yol, cami, köprü, tekke vs. gibi hayra sebep olan müesseseleri yapmakla kalmamış aynı zamanda gayrı Müslimlerin doğru yolu bulup Müslüman olmalarına ve çeşitli imkanlar hazırlamaya varıncaya kadar her sahada hizmet görmektedirler.
Nitekim Şemseddin Altun'un abanın vakfiyesinden öğrenildiğine göre vakıf Atun-aba, Hristiyan, Yahudi ve Mecusilerden yerli veya yabancı her kim batıl olan dinini bırakır ve Müslüman olursa; Konya'nın dışında meydani mahallesinde, yeni bahçede bulunan ve 18 odası olan hanın gelirinden beşte birini bu mühtedilerin yemek, elbise ve ayakkabı ihtiyaçlarını gidermek, sünnet edilmelerini ve namaz kılacak kadar Kur-an okumalarını sağlamak için sarf olunmak üzere vakfetmiştir. Osman Turan tarafından neşredilen bu vakfiyeye göre adı geçen vakfın bu hareketi, X111.asır Selçuklu Türkiye'sinde sırf Hristiyanlaştırmayı önlemeyi hedef alan vakıfların kurulduğunu göstermektedir.

Ocak 2017